Mert Sarac

Developer, Entrepreneur, Geek

Siz, yazılımın birimi nedir bilir misiniz?

Bu kez pek yapmadığım bir şey yapıp alıntı bir yazı paylaşacağım. Garip bir ülkede yaşıyoruz. Hatta olması gerektiği gibi olmayan şeylerin sayısı çok olunca biz buna "girişimciler için muhteşem bir fırsat" diyoruz. Aşağıda paylaşacağım hikaye 1989 - 2004 yılları arasında Netaş'ın Ar-Ge Direktörlüğünü yürüten Ali Akurgal'a ait. Çok uzatmadan hikayete geçmek istiyorum.

Siz, yazılımın birimi nedir bilir misiniz?
Metre. Evet metre. Neden metredir bilir misiniz?
Anlatayım.

1992 yılında, yani topu topu 20 yıl önce, Netaş’ta ilk yazılım ihracatını gerçekleştirdik. Hazırlanan bir yazılım paketini; tuşa bastık, o zaman internet falan yok, çatıdaki çanak marifeti ile, vallahi de billahi de müthiş bir hız olan 128 kb/s ile, İngiltere’ye uydu üzerinden yolladık. Faturayı da pullu posta ile yolladık. 2 Milyon dolar bankaya geldi, kasaya koyduk.

Aradan 3-4 ay geçti, vergi memurları geldiler. Dediler ki, “siz bir fatura yollamışsınız, 2 milyon dolar”. “Evet” dedik. “Bu para ödenmiş” dediler. “Evet” dedik. “Ama mal çıkışı yok, bu hayali ihracat” dediler!

Bunun üzerine vergi memurlarını Ar-Ge’ye aldık, bir bilgisayarın başına oturttuk.

“Şu ‘Enter’ tuşuna basar mısınız” dedik. Biri bastı. Sonra “ne oldu” diye sordu. “300 bin dolarlık ihracat yaptınız, bunun da faturasını yollayacağız, o da ödenecek” dedik. Adam suça ortak olmuş olduğu için çok kötü oldu. Sonra yazılım nasıl yazılır, uydu bağlantısı nedir, bu ne kadar para eder bunları gezdirip gösterip anlattık.

Adamlar “çok iyi anladık ama mal çıkışı olması lazım, mevzuat böyle” dediler. Bunun üzerine dedik ki: “Biz bu yazılımı banda kaydedelim onu yollayalım”. Adamlar bir çözüm bulmuş olmanın sevinci ile “tamam dediler, kaydedin yollayın”.

İhraç ettiğimiz yazılımın kaydı iki makara etti. Bunlar paketlendi ve gümrük komisyoncusuna verildi. Komisyoncu, bunları gümrüğe götürdü ve ihracat işlemine başladı. Gümrük memuru, işlemi yapmış yapmış ve bir noktada sormuş: “Tırlar nerede?”

Komisyoncu da “TIR MIR yok hepsi bu iki zarf” demiş, masanın üzerindeki teyp bantlarını göstermiş. Gümrük memuru “bu iki zarf 2 Milyon dolar etmez, ben bu işlemi yapamam” demiş, bırakmış.

Mahkemeye gidildi, bilirkişi heyeti kuruldu, bizim o iki makarada ki yazılımın 2 Milyon dolar edip etmeyeceğini inceledi. Neyse ki, 2 Milyon dolar eder dediler de hayali ihracattan kurtulduk.

Bu sefer, aynı komisyoncu, aynı gümrük memuruna aynı iki makarayı “2 Milyon dolar eder mahkeme kararı” ile götürüp işlemi yeniden başlattı. Ancak, gene işlem sırasında, ihraç malının birim fiyatı, miktarı ve toplam fiyatının girilmesi gerekiyor. Mevzuat öyle. Ne yapsınlar, iş daha uzamasın diye bakmışlar zarfta teyp bandı var, bir makarada kaç metre bant vardır diye kestirmişler, makarası 1.000 metreden 2.000 metre yazılım ihraç etmiş olmuşuz.

Yaaa, yazılımın birimi metre. İşte böyle.

WordPress'ten BlogEngine.NET'e Geçiş

Yine blogda yenilikler yapayım derken başıma iş açtım. 2012 yılında blogu açtığımda WordPress ile başlamış, performans sorunları yüzünden 2013 yılında MVC ile kendi yazdığım farklı bir altyapıya taşımış, bakımına vakit ayıramayınca da 2014 yılında tekrar WordPress'e dönmüştüm. Geleneksel blog taşıma zamanım gelmiş olacak ki yine performans ve güvenlik sorunları yüzünden bugün WordPress'i bırakıp BlogEngine.NET'e geçtim.

BlogEngine.NET tamamı açık kaynak, http://dotnetblogengine.net/ adresinden dağıtılan, ASP.NET 4.0 yapısı üzerine kurulu hazır bir blog altyapısı. Birden fazla blogu tek bir panelde yönetebiliyor olması, aynı anda birden fazla dile destek verebiliyor olması ve tabii ki ASP.NET üzerine kurulu olması tercih etmemdeki ana sebep oldu.

BlogEngine.NET'in kodlarını incelediğinizde ASP.NET ile haşır neşir olanların kolaylıkla anlayıp üzerinde düzenlemeler yapabileceği bir yapı ile karşılaşacaksınız. Ufak tefek eksiklikleri olsa dahi bana göre WordPress'ten çok daha akıcı ve kolay. Ben bu taşıma işlemi sonrasında SQL Server'da duran veritabanımı kullanmak yerine yazılarımı XML olarak saklamayı tercih ettim. Yarın bir gün BlogEngine'den vazgeçersem başıma iş açıp açmayacağını o zaman göreceğiz :)

WordPress'ten BlogEngine.NET'e Geçiş
Önceden Radore'de barındırdığım kiralık sunucumda duran Wordpress'i taşırken BlogEngine'i Azure üzerinde host etmeyi tercih ettim. Bu sayede kurulum birkaç tıklamayla kendiliğinden halloldu. Azure'u BizSpark subscription kredilerimle kullandığım için sınırları zorlamamak adına trafik yükünü azaltması için de daha önceki yazılarımda bahsettiğim CloudFlare'i kullanarak CDN ve cache sağladım. Bu hem hız artışı sağladı hem de Azure kredilerimin çoğu bana kaldı :)

Kullanıcımı ve ayarlarımı elle taşıdıktan sonra tema üzerindeki değişikliklerimi gerçekleştirdim. Türkçe resource dosyasında eksik kalan bazı keyleri tamamlayıp tamamen Türkçe olmasını sağladım. Fazla kategorim olmadığından bunları da daha güvenli olduğunu düşünerek elle taşımayı seçtim. Yazıları taşımak için de WordPress'in export aracını denedim, fakat işe yaramadı. 

Biraz araştırmadan sonra WordPress'in export bölümünü değiştiren bir yamayla karşılaştım. Buradan indirebileceğiniz export.php dosyasını wp-admin klasörünüze attıktan sonra export işlemini yaptığınızda çıkan dosyayı BlogEngine.NET panelinden direkt import edebiliyorsunuz. Ben kategorileri elle taşımayı seçtiğim için tam bir eşleşme sağlanmadı, bunu sonrasında elle düzeltmek zorunda kaldım fakat kendi eklediğim kategorilerin guidlerini değiştirmek fazla vakit almadı. 

WordPress'te en büyük baş belam olan spam yorumlardan artık kurtulmak istedim. BlogEngine'de ne denli spam gelirdi bilemiyorum ama bunu göze almayı dahi istemedim. Eski sitemdeki tüm WordPress yorumlarını bu amaçla feda ettim. Bunun yerine Facebook Comments widget kullanmak istedim. Bunun için themes\Standard klasörü altındaki CommentView.ascx dosyasını kendime göre modifiye ettim. CommentView.ascx dosyasının modifiye halini buradan indirebilirsiniz. WordPress yorumlarını gözden çıkarsam da en azından önceki blogdaki Facebook yorumlarının kalması için buraya bir koşul ekleyip 3 Nisan 2015'ten önce girilen yorumlar için blog.mertsarac.com adresinin korunmasını sağladım. Zaten bu yazı ve bundan önceki yazıların kaynak kodlarını kıyaslarsanız aradaki farkı görebilirsiniz.

301 Redirection
Taşıma işleminin en yorucu kısmı burası oldu diyebilirim. 301 Redirection'ı kısaca açıklamak gerekirse, WordPress ve BlogEngine farklı url yapılandırmaları kullandığı için aynı slug kullanılsa dahi url değişmiş olacağından eski yazılarınız HTTP 404 - Not Found uyarısı vermeye başlıyor. Bu da Google arama sonuçlarındaki sıranızı alt üst ediyor. Bu sayfaların 404 vermek yerine 301 HTTP koduyla içeriğin yeni adresine redirect yapıyor olması GoogleBot ve diğer arama motoru botlarının sayfanın farklı bir adrese taşındığı bilgisine erişmesini sağlıyor. Bu da arama sonuçlarınızın korunmasını sağlıyor.

Ben bu işlemi yapabilmek için IIS'in URL Rewriter altyapısını kullanmayı seçtim. Önceden http://blog.mertsarac.com/tr-tr/arduino-ile-c-sharp-haberlesmesi/ formatında olan urllerimi http://www.mertsarac.com/blog/arduino-ile-c-sharp-haberlesmesi formatına çevirmek için yeni bir ASP.NET projesi oluşturup Web.config dosyasındaki system.webServer parametresinin altına aşağıdaki rewrite rule'ları yazdım.

<rewrite>
      <rules>
        <rule name="PostRewrite" stopProcessing="true">
          <match url="^([^/]+)/([^/]+)/?$" />
          <conditions>
            <add input="{REQUEST_FILENAME}" matchType="IsFile" negate="true" />
            <add input="{REQUEST_FILENAME}" matchType="IsDirectory" negate="true" />
          </conditions>
          <action type="Rewrite" url="/Default.aspx?lang={R:1}&amp;aspxerrorpath={R:2}" />
        </rule>
        <rule name="ArchiveRewrite" stopProcessing="true">
          <match url="^([^/]+)/([^/]+)/([^/]+)/?$" />
          <conditions>
            <add input="{REQUEST_FILENAME}" matchType="IsFile" negate="true" />
            <add input="{REQUEST_FILENAME}" matchType="IsDirectory" negate="true" />
          </conditions>
          <action type="Rewrite" url="/Default.aspx?lang={R:1}&amp;year={R:2}&amp;month={R:3}" />
        </rule>
        <rule name="PageRewrite" stopProcessing="true">
          <match url="^([^/]+)/([^/]+)/([^/]+)/?$" />
          <conditions>
            <add input="{REQUEST_FILENAME}" matchType="IsFile" negate="true" />
            <add input="{REQUEST_FILENAME}" matchType="IsDirectory" negate="true" />
          </conditions>
          <action type="Rewrite" url="/Default.aspx?lang={R:1}&amp;param={R:2}&amp;page={R:3}" />
        </rule>
      </rules>
    </rewrite>

Burada gördüğünüz gibi 3 farklı rule var ve bu rule'lar Default.aspx dosyasına geliyor. Ben de Default.aspx dosyasında gelen url'e göre sınıflara ayırıp 301 ya da 404 koduyla redirection işlemini sağlıyorum. Bu kodu da aşağıda görebilirsiniz.

string newLocation = String.Empty;
                int StatusCode = 0;

                string aspxerrorpath = Request.QueryString["aspxerrorpath"];
                string year = Request.QueryString["year"];
                string month = Request.QueryString["month"];
                string page = Request.QueryString["page"];

                if (String.IsNullOrEmpty(aspxerrorpath))
                {
                    newLocation = "http://www.mertsarac.com/blog/";
                    StatusCode = 404;
                }
                else if (!String.IsNullOrEmpty(year) && !String.IsNullOrEmpty(month))
                {
                    newLocation = String.Format("http://www.mertsarac.com/blog/{0}/{1}/default", year, month);
                    StatusCode = 301;
                }
                else if (!String.IsNullOrEmpty(page))
                {
                    newLocation = String.Format("http://www.mertsarac.com/blog/?page={0}", page);
                    StatusCode = 301;
                }
                else
                {
                    if (aspxerrorpath == "/Default.aspx")
                    {
                        newLocation = String.Format("http://www.mertsarac.com/blog/");
                        StatusCode = 404;
                    }
                    else
                    {
                        newLocation = String.Format("http://www.mertsarac.com/blog/post/{0}", aspxerrorpath);
                        StatusCode = 301;
                    }
                }

                Response.Redirect(newLocation, false);
                Response.StatusCode = StatusCode;
                Response.End();

Tüm bunları yaptıktan sonra yapmanız gereken bir diğer şey de robots.txt dosyasındaki alan adını sitenize göre değiştirerek sitemap dosyasının adresini vermek. Aynı zamanda bu sitemap dosyasını Google Webmasters'a da belirtirseniz taşıma işlemini çok daha sorunsuz atlatabilirsiniz.

Benim için bu geçişin tamamını sağlamanın 3 saat kadar sürdüğünü belirtmekte fayda var.

BlogEngine konusunda henüz çok fazla yorum yapabilecek durumda değilim. Ancak birkaç ay içinde pek çok artı ve eksisini gördükten sonra bunu da farklı bir yazıda anlatmayı planlıyorum.

Faydalı olması dileğiyle.

İstanbul'da En iyi Operatör Hangisi?

Yıllardır büyük bir tartışma konusu olan en iyi operatörün hangisi olduğu konusuna kendi yaşadığım bölgelerdeki tecrübelerime göre değinmek istedim.

Yazıda incelediğim bölgeler şu şekilde:

Sarıyer
Rumeli Hisarüstü mahallesi, Büyükdere mahallesi, Maslak mahallesi, Poligon mahallesi, Emirgan mahallesi, İstinye mahallesi ve Ayazağa mahallesi

Kağıthane
Gültepe mahallesi, Çeliktepe mahallesi, Cendere yolu

Beşiktaş
Etiler mahallesi

İncelemede kullandığım cihazlar da Nokia Lumia 930 ve iPhone 5S.

Tarifeden tarifeye İnternet hızı değişkenlik gösterdiğinden tarife bilgisi de şu şekilde:

Turkcell: Platinum Plus (Turbo İnternet olarak geçen HSPA+ Dual Carrier ile 43.2 Mbps'e kadar bant genişliği sağlayan 5 GB kotalı İnternet Paketi içerir)
Vodafone: Red Classic Extra (Standart 3G hizmeti sunan bu tarife ile maksimum bant genişliği 21.5 Mbps'e kadardır. Hali hazırda hiçbir Vodafone tarifesinde Dual Carrier ile 43.2 Mbps hız verilmemektedir.)
Avea: Prime Klasik (Avea'da MobilPlus adında HSPA+ Dual Carrier tarifeler bulunsa da Prime Klasik tarifesinde 21.5 Mbps bant genişliği sunulmaktadır.)

Bu incelemeyi yaparken birkaç konuya birden değineceğim.

  1. Ses Hizmeti
    1. Kapsama
    2. Ses Kalitesi
  2. Veri Hizmeti
    1. Kapsama
    2. Bağlantı Hızı
    3. Süreklilik
  3. Operatör Hizmetleri
  4. Mobil Uygulamalar
  5. Müşteri Hizmetleri

1. Ses Hizmeti

1.1 Kapsama

Bahsettiğim bölgelerde kapsama konusunda en sıkıntılı bölge Büyükdere mahallesi oldu. Bu bölgede üç operatör birden oldukça başarısız sonuçlar veriyor.

Turkcell ile genel olarak iyi bir ses kapsama alanında olduğumuzu söyleyebilirim. Ancak Ayazağa mahallesi, Büyükdere mahallesinde ve Emirgan mahallesinde arama başlatırken sürekli olarak "Call dropped" yani arama düştü uyarısıyla karşılaştım. Benzer bir sorun Maslak mahallesinde iş saatlerinde yaşanıyor. Aynı şekilde Emirgan mahallesinde de haftasonları sürekli arama kesilmeleri mevcut. Bu bölgelerde sorunun sadece iş ve yoğunluk saatlerinde olması, sorunun kapasite yetersizliğinden kaynaklandığını gösteriyor.

Vodafone ile bu bölgelerde ciddi sorunlar yaşandığını söylemem gerek. Büyükdere mahallesi, Poligon mahallesi, İstinye mahallesi, Ayazağa mahallesi ve Cendere yolunda sürekli olarak "Call dropped" uyarısı almamla birlikte telefonun çekiyor gözüktüğü yerlerde de sürekli "Arayan Kim" mesajları alıyor olmak biraz garip. Daha kötüsü Maslak mahallesinde hem iş hem de iş dışı saatlerde konuşma sırasında kesintiler yaşanıyor. Burada Vodafone Türkiye Genel Müdürlüğünün Maslak mahallesinde olduğunu hatırlatmakta fayda var. Camdan bakınca Vodafone binasını net ��ekilde gördüğüm Spring Giz Plaza'nın dokuzuncu katında dahi aramalar kesiliyorsa anadolu köylerinin halini düşünemiyorum.

Avea ile bu bölgede diğer operatörlerin ortalamasının altında bir kapsama kalitesi aldım. Rumeli Hisarüstü mahallesi, Büyükdere mahallesi, Maslak mahallesi, Poligon mahallesi, Emirgan mahallesi, Ayazağa mahallesi, Gültepe mahallesi, Çeliktepe mahallesi ve Cendere yolu'nda sürekli düşük sinyal, aramalarda kesilme ve arama başlatamama sorunları yaşadım.

1.2 Ses Kalitesi

Ses kalitesi konusunu her operatör için de sorun yaşanmayan bölgelerde telefon tam çekiyor gözükürken değerlendirdiğimi belirtmek isterim. Bu konuda kullandığım telefon da çok önemli olduğundan kullandığım cihaz da 3 mikrofonuyla sesi filtreleme konusunda iPhone'dan daha başarılı olduğunu söyleyebileceğim Nokia Lumia 930 ile yaptım.

Denemeler için gürültülü ortamda konuşma ve kısık sesle konuşmayı denedim. Aramaları iki yönde de kaydedip ses kayıtlarını inceledikten sonra kararımı verdim.

Bu testte en iyi sonucu Turkcell - Turkcell yönünde yaptığım aramalarda aldım. İkinci sırada Turkcell - Vodafone, üçüncü sırada da Vodafone - Vodafone yönündeki aramalar var.

2. Veri Hizmeti

Test sırasında 43.2 Mbps hız sağladığı için Dual Carrier destekleyen Nokia Lumia 930'u Turkcell'de kullandım. Vodafone ve Avea testlerinde ise iPhone 5S kullanıldı.

2.1 Kapsama

Turkcell bu konuda ipi göğüsleyen opeatör oldu. Bölgelerin tamamında HSPA+ sağlayamasa da neredeyse hiçbir yerde Edge'e düşmedim.

Vodafone ile genel olarak 3G ile bağlantı sağlasam da Ayazağa mahallesi, Rumeli Hisarüstü mahallesi, Poligon mahallesi ve Cendere Yolu bölgelerinde bağlantı hızım Edge'e düştü.

Avea da genel olarak 3G ile bağlantı sağladı ancak Vodafone'a ek olarak Emirgan mahallesi'nde de bağlantı hızım Edge'e düştü. Ancak Vodafone'un Edge ile bağlandığı Ayazağa mahallesinde Avea 3G ile bağlanmakta.

2.2 Bağlantı Hızı

Her bölgede her operatörden Speedtest.net uygulamasını kullanarak bir hız testi gerçekleştirdim ve bunu yaparken de her operatörün ilişkili olduğu Internet Service Provider'ı ya da sunucuyu seçtim. Bunlar Turkcell için Superonline, Vodafone için Vodafone, Avea için Avea oldu.

Bölgelere göre test sonuçlarını aşağıda görebilirsiniz. Bağlantı tipi aynı olduğu durumlarda Vodafone ile Avea'nın sonuçları birbirine çok yakın çıktılar. Sonradan öğrendim ki Vodafone'da Türk Telekom altyapısını kullanıyormuş.

 TurkcellVodafoneAvea
Rumeli Hisarüstü4.2 Mbps / 1.3 Mbps0.2 Mbps / 0.06 Mbps0.1 Mbps / 0.07 Mbps
Büyükdere2.2 Mbps / 1.4 Mbps1.1 Mbps / 0.7 Mbps0.9 Mbps / 0.6 Mbps
Maslak8.4 Mbps / 4.6 Mbps3.8 Mbps / 3.3 Mbps4.1 Mbps / 3.1 Mbps
Poligon3.6 Mbps / 1.9 Mbps0.1 Mbps / 0.1 Mbps0.1 Mbps / 0.05 Mbps
Emirgan4.4 Mbps / 2.2 Mbps2.2 Mbps / 1 Mbps0.1 Mbps / 0.06 Mbps
İstinye18.9 Mbps / 7.7 Mbps8 Mbps / 2.2 Mbps6.4 Mbps / 2.4 Mbps
Ayazağa4.5 Mbps / 2.1 Mbps0.1 Mbps / 0.03 Mbps4.8 Mbps / 3.6 Mbps
Gültepe28.6 Mbps / 12.4 Mbps11.4 Mbps / 6.2 Mbps8.1 Mbps / 4.8 Mbps
Çeliktepe11.4 Mbps / 6.2 Mbps6.5 Mbps / 1.9 Mbps8.4 Mbps / 5.1 Mbps
Cendere Yolu0.2 Mbps / 0.1 Mbps0.1 Mbps / 0.06 Mbps0.1 Mbps / 0.09 Mbps
Etiler26.1 Mbps / 22.3 Mbps6.4 Mbps / 3.2 Mbps9.4 Mbps / 4.4 Mbps


Burada dikkatimi çeken bir nokta var. Vodafone'un Avea'dan hızlı çıktığı yerlerde dahi ping süreleri oldukça yüksekti. DNS sunucularıyla alakalı olduğunu düşündüğüm bu sorunla Vodafone'un acilen ilgilenmesi gerektiğini düşünüyorum. Evet, Vodafone daha hızlı olabiliyor ancak bağlantıyı başlatırken kaybedilen süreyi aktarım sırasında kazandığımız hızla amorti edemiyoruz.

2.3 Süreklilik

Genel olarak böyle bir testi daha önce görmemiş olabilirsiniz ancak süreklilik dediğim konu media streaming yapan bir uygulamayı ne kadar iyi kullanabildiğimizle alakalı. Baz istasyonu değiştirirken bazen bağlantımız kesilebiliyor ve bu da streaming kalitemizi etkiliyor. Ben bu test için üç operatörde de arabada giderken açtığım Karnaval uygulaması üzerinden radyo dinlemeyi denedim. Yolculuğu aşağıdaki rotada gerçekleştirdim.

Ayazağa > Maslak Ayazağa Yolu > İstinye > Poligon > Emirgan > Rumeli Hisarüstü > Etiler > Gültepe > Çeliktepe > Sanayi Mahallesi > Maslak > Tarabyaüstü > Büyükdere  şeklindeydi.

Bu testte zaten hiçbir operatörün 3G hizmet sağlayamadığı Cendere yoluna girmedim.

Turkcell bu testte Büyükdere, Poligon ve Emirgan bölgesinde kesintilere uğradı.

Vodafone bu testte Ayazağa, Maslak Ayazağa Yolu, İstinye, Poligon, Emirgan, Rumeli Hisarüstü, Sanayi Mahallesi, Maslak, Tarabyaüstü, Büyükdere bölgelerinde sürekli kesilerek en kötü sonucu vermiş oldu.

Avea İstinye, Poligon, Emirgan, Rumeli Hisarüstü, Tarabyaüstü, Büyükdere bölgelerinde kesintiye uğrayarak testin ikincisi oldu.

3. Operatör Hizmetleri

Konuya önce Turkcell servisleriyle başlamak istiyorum.

Turkcell TV+

Turkcell TV+ hizmeti ile hareket halindeyken televizyon izleyebiliyor, tekrar izleme opsiyonuyla kaçırdığımız şeyleri sonradan izleyebiliyor, yayın kaydetme ve kiralama seçeneklerinden faydalanabiliyoruz.

Ulusal kanalların neredeyse tamamının yer aldığı Turkcell TV+ hizmetinde Kanal D, Star, Show ve Fox kanallarını HD izleyemememiz bir dezavantaj. Belgesel kanalları arasında Discovery Channel, Discovery Science ve History Channel'ın yer almaması can sıkıcı. National Geographic Channel'ın da HD olmadığını belirtmekte fayda var.

Fitwell

Fitness ve diyet konusunda güzel ve ücretsiz bir kaynak ancak bu konuda MSN Sağlık, Beslenme, Semptom Denetleyicisi, 3D İnsan Vücudu, Diyet İzleyici, Kardiyo İzleyici ve Egzersiz Programlarıyla çok daha başarılı.

Mobil Ödeme Servisleri

Aslında mobil ödeme konusunda genelde web işlemlerinde (MyBilet vb. sitelerde) 3 operatör de oldukça sağlıklı şekilde kullanılabiliyor. Ancak Turkcell Hesap Öde uygulamasını son zamanlarda Starbucks gibi yerlerde sıkça kullanıyorum ve oldukça başarılı şekilde çalışıyor. Buradaki en büyük sıkıntı aylık 50 TL ile limitlendiriliyor olması.

Vodafone'a bakacak olursak,

Vodafone TV

Vodafone TV'de Turkcell TV+ gibi hareket halindeyken televizyon izlemenize olanak tanıyan bir servis. Tekrar izleme, durdurup izleme, geri alma gibi fonksiyonlar burada da mevcut. Ancak Turkcell'de olduğu gibi yayın kaydetme opsiyonu ve kiralama seçenekleri burada mevcut değil. Ulusal kanalların hepsinin burada mevcut olmaması ciddi bir eksiklik. ATV ve Fox Vodafone TV'de yayın yapmıyor. İzleyebileceğiniz tek belgesel kanalı olarak da TRT Belgesel mevcut ki bu kanaldaki belgesellerin kalitesinin bir National Geographic ya da Discovery Channel ile kıyaslanması dahi mümkün değil. Ayrıca bu serviste hiçbir kanalın HD yayın yapmadığını da belirtmem gerek. Son olarak iPhone için yapılan mobil uygulaması da son derece başarısız ve kanalların yayın akışları hiçbir zaman güncel değil. Vodafone TV adeta bir terkedilmiş bölge.

Vodafone Finansal Servisler

Mobil ödeme servisleri konusunda Vodafone, Turkcell Hesap Öde gibi bir hizmet sunmasa dahi Cep Nakit Kart, HGS Doldurma, Cep Cüzdan ve Vodafone Mobil Ödeme hizmetlerini sağlıyor. Vodafone'da aylık işlem limitinin 150 TL olması onu Turkcell'den bir adım öne çıkarıyor.

Avea'ya bakacak olursak,

Aslında Avea'nın kendisine ait bir TV servisi olmasa da kardeş şirketlerden TTNET'in Tivibu Cep hizmetini Avea altında değerlendirmeyi uygun görüyorum.

Tivibu Cep

Mobil TV hizmetleri arasında bana göre en başarılı olanı Tivibu. Kanal sayısı, HD içeriklerinin sayısı, yayın aktarım teknolojisi, Durdur izle, Tekrar izle, Kirala izle servisleri ile Tivibu bu alanda lider konumda diyebiliriz. Ancak fiyat konusunda diğer operatörlerin fiyatlarına göre oldukça yüksek ve Tivubu Avea hatlarda da internet kotanızı harcıyor.

Avea Finansal Servisler

Avea'nın Turkcell Hesap Öde ya da Vodafone Cep Nakit Kart gibi hizmetleri mevcut değil. Ancak o da diğer operatörler gibi Mobil Ödeme hizmeti sunmakta. Avea'nın bu konudaki en büyük avantajı aylık 300 TL işlem limiti sunuyor olması.

 

Servis konusunu genel olarak değerlendirecek olursak bana göre TV servislerinde Tivibu ile Avea, servis çeşitliliğinde Turkcell, Mobil Ödeme konusunda Vodafone galip geliyor.

4. Mobil Uygulamalar

Mobil uygulamalar ayrı bir blog yazısı yazacak kadar uzun bir konu. Ancak her uygulamaya tek tek girmeden, genel olarak çeşitlilik ve temel operatör uygulamalarının kalitesini değerlendirecek olursak üç operatörümüz için durum şu şekilde:

Turkcell

Kendisine ait çok sayıda mobil uygulaması mevcut. Sağlıktan spora, depolama hizmetlerinden kurumsal uygulamalara varacak kadar pek çok konuya hakim durumda. Ancak uygulamaların çoğu yalnızca Apple için yayınlanıyor. Android ve Windows Phone platformlarını kullanıyorsanız çok fazla uygulamadan yararlanamayacağınızı bilmekte fayda var.

Temel uygulamalar konusunda Hesabım uygulaması iPhone için Touch ID kullanması ve arayüz tasarımı konusunda oldukça başarılı. Ancak aynı başarıyı Android ve Windows Phone için söylemek güç. Uygulamanın Google Play Store yorumlarına baktığımızda ciddi performans sorunları, arayüz hataları ve cihaz bazlı sıkıntılar yaşandığını görüyoruz. Windows Phone Store'a baktığımızda durum daha da kötü. Uygulama 1 yılı aşkın süredir hiç güncellenmemiş. Arayüz konusunda ciddi hatalar mevcut ve bunlar düzeltilmiyor. Son birkaç aydır da Turkcell abonesi olan kişilerde dahi "Bu uygulamayı kullanabilmek için Turkcell abonesi olmanız gerekmektedir" şeklinde bir hata mesajıyla uygulamanın çalışmadığını görüyoruz. Zaten uygulamanın paket kullanım bilgisi gösteren bölümü hariç tamamının Turkcell'in mobil sitesi üzerinden çalıştığını düşünürsek Turkcell'i bu konuda sınıfta kalmış sayabiliriz.

Vodafone

Vodafone da kendisine ait pek çok uygulama yayınlamış durumda. Ancak o da Turkcell gibi uygulamalar konusunda ağırlığı Apple tarafına koymuş durumda. Android kullananlar için Vodafone yine biraz daha tatmin edici olsa dahi Windows Phone kullanıcıları bu konuda ciddi hayal kırıklığına uğrayacaklar. Mobil uygulamaların çoğunun Windows Phone Store'da yer almamasını geçtim, en temel hizmet olan Vodafone Self Servis uygulamasının Windows Phone versiyonu Nokia Lumia 930'a yüklenemiyor. Nokia Lumia 930'un şu an piyasadaki en üst segment Windows Phone cihazlardan birisi olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Temel uygulama olarak değerlendirdiğim Self Servis uygulamasının iPhone versiyonu gerek arayüz gerek cihazı etkin kullanmak anlamında oldukça başarısız. Sadece var olması için yazılmış bir uygulama gibi. Ağır çalışması bir yana Touch ID özelliğini desteklemiyor olması ve arayüzün iOS 5'ten kalması gibi çok ciddi problemleri var. Aynı durum Android için de pek farklı değil. Windows Phone konusunda da durum az önce dediğim gibi. Uygulamayı screenshotlara bakıp incelediğimizde Windows Phone kullanıcılarına hitap etmeyen bir tasarıma sahip olduğunu, bu nedenle UX konusunda sınıfta kaldığını söyleyebiliriz. Nokia Lumia 930'a yüklenememe sorunuyla bir kez daha sınıfta bıraktığımız uygulamanın mağaza yorumlarına baktığımızda yarım yamalak çalıştığına dair yorumları da inceleyip Vodafone'un mobil uygulamalar konusunda tam bir hayal kırıklığı olduğunu söyleyebiliriz.

Avea

Avea da diğer operatörler gibi kendisine ait pek çok uygulama yayınlamış. Tabii ki Avea da mobil uygulama konusunda Apple'ı tercih etmiş. Ancak Android ve Windows Phone platformlarında diğer operatörlere göre daha fazla uygulaması mevcut.

Avea Online İşlemler uygulamasını hiçbir platformda deneyemedim. iPhone uygulaması giriş yaparken hata verdi. Android uygulaması açılışta çöktü. Windows Phone uygulaması Türkiye dışında indirmeye kapalı olduğu için Amerika kayıtlı cihazıma yüklenmedi. Screenshotlarından yola çıkacak olursak ne Apple ne Android ne de Windows Phone uygulaması UI konusunda sınıfı geçebiliyor. UX konusunda da ciddi eksiklikler gördüğüm uygulamaların performansı konusunda da sanırım bu paragrafın ilk cümlesi durumun ne denli içler acısı olduğunu anlamanız için yeterli olmuştur. Avea'nın Vodafone'dan dahi fazla hayal kırıklığı yaşattığını belirtmek zorundayım.

 

Mobil uygulamalar konusunda kimin galip olduğu sorusunun cevabı, bence hiçbiri. Bu kategoride ancak Turkcell'e kötünün iyisi diyebiliriz. "Yiyor ama çalışıyor" gibi bir şey oldu bu.

5. Müşteri Hizmetleri

Üç opeartörün de müşteri hizmetlerini defalarca kullandım. Ancak bu konuya iki farklı şekilde değinmek gerek. Biliyorsunuz ki üç operatör de Platinum, Red ve Prime adı altında "özel müşteri temsilcisi" hizmeti sağlıyor. İlk değerlendirmemde standart müşteri hizmetlerini, ikinci değerlendirmemde özel müşteri hizmetlerini incelemek istiyorum.

Turkcell Standart Müşteri Hizmetleri

Ben burayı aradım, 25 dakika kadar da uğraştım, operatöre bağlanmak için dakikalık ücret ödemeyi dahi göze aldığım halde hiçbir menüden operatöre bağlanmayı başaramadım. Sesli yanıt menüsü de isteklerimi karşılayamadı. Üstelik R harfini söyleyemediğim için sistem beni anlamayı da bir türlü başaramadı. 3 kez anlayamayınca ben bunu tuşlu menüye aktarayım gibi bir mantık kurmayı da denemeyip ısrarla aynı şeyleri sorunca sinirlenip telefonu kapattım. Bence burası tam bir rezalet.

Turkcell Platinum Müşteri Hizmetleri

İşte bu çok ilginç. Ben burayı da aradım, 1.5 - 2 dk içinde karşımda operatör vardı. Bi Enpara.com operatörü kadar olmasa da gayet nazik, çözüm odaklı ve başarılı bir operatörle 5-6 dakikada işlemimi sorunsuzca halledip telefonu kapattım.

Vodafone Standart Müşteri Hizmetleri

Burada operatöre öyle ya da böyle bağlanmayı başarıyorsunuz. Ancak bekleme süreleri çok çok yüksek. Operatöre bağlanmak için 21 dakika 43 saniye bekledim. Sonrasında karşıma çıkan operatörün bilgisizliği beni çok şaşırttı. Kendisine numara taşımak istediğimi ve aynı zamanda cihaz kampanyasından faydalanmak istediğimi belirttim. O da bana bunun mümkün olmadığını söyledi. Sitedeki cihaz sözleşmelerinde "eski operatöründe son 6 ayda 300 TL'nin üzerinde fatura ödemiş aboneler cihaz kampanyasından yararlanabilir" yazıyor dediğimde bi 10 dakika kadar sözleşmeyi kontrol edip evet mümkünmüş dedi. Sağ olsun istediğim cihaz hangi mağazada var diye sorduğumda stok veremiyoruz dediği yetmezmiş gibi "peki bana en yakın mağaza hangisi" diye sorduğumda biz buradan mağazaları da göremiyoruz dedi. Kendisi ne iş yapyor oldukça merak ediyorum. Bu sorun görüştüğüm operatörden mi kaynaklanıyordu acaba diye 3 kez daha aradım. Hayır, hepsi aşağı yukarı aynı. Operatörler çok bilgisiz ve bekleme süreleri çok yüksek.

Vodafone Red Müşteri Hizmetleri

Bu nasıl özel müşteri hizmetleri ben anlayamıyorum. Aradığımda tam 1.5 dakika boyunca hattınız şöyledir böyledir şundan bu kadar bundan şu kadar kalmıştır mesajı dinliyorum, operatöre bağlanmam da 5 dakika sürüyor, bekletirken "dilerseniz 1'i tuşlayarak ilk müsait temsilcimizin sizi aramasını sağlayabilirsiniz" gibi bir şey de söylemiyor. Çıkan operatörün nezaketi, problem çözmeye odaklanışı, bilgi ve deneyimleri de standart müşteri temsilcisinden hiç farklı değil. Zaten telefonu açık şekillerinde meymenet yok, aradığım numarayı bilgikleri halde adımı sormaları yetmezmiş gibi "Ben Hede, adınız nedir?" diye çıkıyorlar telefona. İnsan bir merhaba der, "adınızı öğrenebilir miyim?" diye sorar. Sanki polis sorgusundaymış gibi hissediyorum kendimi.

Avea Standart Müşteri Hizmetleri

Ben burayı aradığımda operatöre bağlanmayı başaramadım. Bağlanmayı başaran varsa yöntemi bana da anlatırsa arayıp yorumlarımı burada aktarırım. Ama sinir krizi geçirmeme ramak kaldı bunu denerken, ben başaramadım.

Avea Prime Müşteri Hizmetleri

Burada hızlıca operatöre bağlanabiliyorsunuz ancak karşınıza çıkan operatör nezaket konusunda rezalet durumda. Sanki bir devlet dairesini aramışım da "Yazı işleri kapandı, Pazartesi gel" diyen bir memurla konuşuyormuş gibi hissettim kendimi. Gel gelelim Vodafone'dan daha çözüm odaklıydılar ve problem hızlıca çözüldü. Bekleme süreleri de oldukça iyi.

Genel olarak değerlendirdiğimizde standart müşteri hizmetleri konusunda kötünün iyisi olarak Vodafone (o da bi şekilde operatöre bağlanabildiğimiz için), özel müşteri hizmetleri konusunda da Turkcell bu bölümün galibi oluyor.

 

Bu yazımda oldukça tarafsız olmaya çalışıp Türkiye'nin üç operatörünü de her yönüyle değerlendirmeye çalıştım. Umarım başarılı olabilmişimdir.

Faydalı olması dileğiyle...